İçindekiler
Soru Detayı: Geçmişimden pişmanım ve tövbe ettim. Yeni bir sayfa açtığım için kimseyle paylaşmak istemiyorum. Evleneceğim kişiye geçmiş hayatım hakkında ne ölçüde bilgi vermeliyim?
Evlilik, kişinin hayatındaki en önemli kararlardan biridir. Evlilik, dış görünüşü itibarıyla başlangıçta iki kişi arasındaki bir muamele, anlaşma gibi gözükse de neticesi itibarıyla hem adayları hem ileriki yıllarda doğacak çocukları hem her iki tarafın ailelerini hem de toplumu ilgilendiren önemli bir muamele, sözleşmedir. Evlilikle kurulan yuva, toplum yapısının en temel yapı taşıdır. Aile müessesesi sağlam temeller üzerine bina edildiği sürece toplum sağlıklı ve sağlam, edilmediği takdirde de hasta ve çürük olur. Onun içindir ki evlilik sadece iki kişiyi değil, tüm cemiyeti ilgilendiren bir anlaşmadır.
Dinî açıdan da evlilik, iki kişi arasında yapılan mübarek, kutsal bir akit, bir anlaşmadır. Adayların birbirlerine bağlı ve sadık kalacaklarına dair Allah’a verdikleri bir sözdür.
İster sosyal açıdan isterse de dinî açıdan evlilik akdinin sağlam, güvenilir, doğru bir şekilde icra edilmesinin büyük bir önemi vardır.
Bunun da en önemli adımlarından biri hiç kuşkusuz adayların her yönüyle birbirlerini tanıma, sevme ve güvenmelerine, birbirlerine vefa ve sadakatle bağlı kalacaklarına söz vermelerine bağlıdır. Evlilik öncesi görüşmelerde, bu sevgi ve güvene halel getirecek, güvenilirliği ihlal edecek en küçük bir şeye mahal bırakmamak gerekmektedir.
Onun için adayların tanışma ve nişanlılık dönemlerinde birbirlerine karşı dürüst ve doğru olması, evlilik sonrası her iki tarafı da olumsuz etkileyecek gerek dinî gerek ahlaki gerekse de hukuki meseleleri belli bir ölçü çerçevesinde birbirlerine söylemeleri, eşler arası sadakat ve güveni sağlamak/korumak açısından oldukça önemlidir.
Geçmiş dönemlerde sosyal hayat dar bir çevrede cereyan ettiğinden köyde, mahallede, kasaba ve ilçede, hatta şehirlerde bile insanlar birbirini, ailelerini, özgeçmişlerini ya çok iyi bilir ya da adaylar arasında referans olan kişi veya aileler olurdu. Şimdilerde bu uygulama belli bir nispette devam etse de internet, sosyal medya ve iletişim imkânlarının gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla çok farklı aday arayış şekilleri ortaya çıkmıştır. Mesela internet üzerinden tanışma, buluşma, yeterince birbirlerini tanımamış, referans alma/bulma imkânı olmayan adayların çok kısa süre içinde evlilik kararı almaları, evlilik sürecini hızlandırmaları veya yanlış ilişkilere girmeleri gibi hususlar gitgide yaygınlaşmaktadır. Bu açıdan farklı ihtimalleri göz önüne alarak bu konuya açıklık getirmeye çalışacağız.
GÜNAHLAR
a. Kul ile Allah arasındaki küçük günahlar
Şayet eşler geçmiş hayatlarında sadece Allah ile kul arasındaki münasebetleri ilgilendiren bir takım günah, hata veya kusur işlemiş, sonra da bunlardan tövbe etmiş ve nihayetinde artık onları terk etmişse bu tür olumsuzluklardan bahsetmesi gerekmez. Çünkü Allah “Settâr”dır, günahları setreder, kapatır. O kişi geçmişte bir günah işlemiş, Allah (cc) da bunu örtmüş, gizlemişse, kula düşen de bu günahları ne müstakbel eşine ne de bir başkasına açmaktır; bunu yapması uygun olmaz. Hadis-i şerifte Efendimiz (sav) şöyle buyurur:
كُلُّ أُمَّتِي مُعَافًى إِلَّا الْمُجَاهِرِينَ، وَإِنَّ مِنَ الْمُجَاهَرَةِ أَنْ يَعْمَلَ الرَّجُلُ بِاللَّيْلِ عَمَلًا، ثُمَّ يُصْبِحَ وَقَدْ سَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ، فَيَقُولَ: يَا فُلَانُ، عَمِلْتُ الْبَارِحَةَ كَذَا وَكَذَا، وَقَدْ بَاتَ يَسْتُرُهُ رَبُّهُ، وَيُصْبِحُ يَكْشِفُ سِتْرَ اللَّهِ عَنْهُ
“Ümmetimin açıktan günah işleyenleri hariç hepsi af ve âfiyete mazhar olabilir. Günahı açığa vurmanın bir şekli de kişinin gece bir günah işlemesi, Allah Teâlâ onun günahını örttüğü hâlde sabahleyin, ‘Ey falan! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım.’ demesidir. Hâlbuki Rabbi gece boyunca onun günahını örtmüş, kimseye bildirmemiş, o ise sabah olunca Allah’ın, onun günahının üzerine örttüğü örtüyü kaldırmıştır.” (Buhârî, Sahîh, Edeb, 60, hadis no: 6069)
Buna göre geçmişte kalan, tövbesi yapılan, artık terk edilmiş olan günahları sayıp dökmek doğru değildir. Herhangi bir adayın da karşı tarafın şahsi günahlarını sorması, araştırması uygun düşmez. Çünkü her kulun Allah ile kendi arasında birtakım günahları olabilir.
b. Büyük günahlara gelince, bunu iki ana grupta ele almak gerekir
- Allah’la kul arasındaki büyük günahlar: İçki, kumar, kul hakkı içermeyen şahsi yalanlar gibi büyük günahları işlemiş fakat sonradan tövbe etmiş ve o günahları terk etmiş bir kişinin de eş adayına bunlardan bahsetmesi gerekmez.
- Kul haklarını ilgilendiren büyük günahlar: Kul haklarına taalluk eden adam öldürme, yalan yere şahitlik, iftira, sihir, büyü yapma/yaptırma kabilinden ağır suç veya günahlardan ise ve cezasını çekmiş, kul haklarını eda etmiş/ iade etmiş, helallik alınmış, bedeli ödenmişse, bu takdirde şu ihtimaller dâhilinde hareket edilebilir:
a)Bu türden suç ve günahlar hem Allah hem de insanlar açısından sıradan olaylar olarak kabul edilmez. Aday, eşinin ileride bunları bir şekilde duyduğunda eşler arası güvenin zedelenmesinden, aile hayatının zarar göreceğinden endişe ediyorsa, bütün riskleri göze alarak isterse bu konulardan bahsedebilir. Bu her hâlükârda daha isabetli bir davranış olur.
b)Ya da tövbe ettiği, hakları eda ettiği, şayet kanuni bir suçsa cezasını çektiği, artık o suç ve günahı gerçekten samimi olarak terk ettiği takdirde risk alıp anlatmayabilir. Bu, biraz da adaylar arası ilişkiye göre adayların aileleri ile istişare ederek kendilerinin karar vermesi gereken bir konudur.
c)Fakat diğer aday bu tür hususları özellikle soruyor ve araştırmak, öğrenmek istiyorsa kişiye düşen vazife, neticesi ne olursa olsun doğruyu söylemektir. Zira yalan bir beyanın ileride daha büyük problemlere yol açma ihtimali her zaman mümkündür.
GEÇMİŞ HAYATTAKİ DEĞİŞİMLER
Bazı adaylar geçmişte nişanlanmış, sonra nişanı atmış; evlenmiş, sonra boşanmış, boşanmış ve çocukları var; daha önce başka birini sevmiş, flört etmiş, sonra ayrılmış… olabilir. Bu gibi durumlardın zikredilmesinde belirleyici hususlar örf, âdet, kültür, adayın inanç ve ahlaki değerleri gibi durumlardır.
- Söz ve nişanlanma dinen nikâh, evlilik değildir. Herkes sözlenip nişanlanabilir. Sonra da nişanı atabilir. Bu, istenmese de olabilen, makul bir süreçtir. Fakat bazıları, doğru olmasa da bunu adaylar için bir kusur, bir ayıp olarak değerlendirebilir. Dinen nişan atan birinin bunu söylemesi şart değildir. Çünkü nişan dönemi, adayların belli sınırlar çerçevesinde birbirlerini tanıma dönemidir. Bu sürecin sonu nikâh da olabilir, ayrılık da. Dolayısıyla bu, bir ayıp veya kusur olarak görülemez. Fakat aday bunu ileride öğrendiğinde bir problem teşkil edeceği düşünülüyorsa söyleyip söylememek konusunda yine aile büyükleri ile istişare ederek hareket edilmesi daha isabetli olacaktır. Dolayısıyla risk paylaşılmış olacaktır.
- Flört, biriyle sevgili olma ve sonra ayrılma gibi bir durum söz konusu ise bu durumda muhatabın dinî, ahlaki ve kültürel değerlerine göre hareket edilebilir. Muhafazakâr bir aday ve onun ailesi açısından bu durum ileride duyulduğunda bir problem teşkil edebilir. Bu yüzden bu durum açıkça ifade edilmeli ve neticesine de razı olunmalıdır. Allahu a’lem en doğrusu budur. Ancak adaylar, yaşadıkları kültür ortamı gereği veya dinî hassasiyetleri ön planda tutmayan ve bu tür ilişkileri normal olarak değerlendiren kişilerse bu konuda zaten istedikleri gibi hareket edebilirler.
- Evlenmiş, sonra boşanmış, boşandığı eşinden çocukları olan her adayın eş adayına bunlardan mutlaka söz etmesi gerekir. Çünkü bu önemli bir durumdur, gizlenmesi doğru olmaz.
KÜFÜR, ŞİRK, FARKLI DİN MENSUBU OLMA GİBİ DURUMLAR
Bir aday için din, inanç, aynı dinden olma gibi itikada, inanca dair konular hayati önem taşıyorsa -ki olmalıdır- bu konularda gizlilik büyük bir hata olacaktır. Çünkü bir yuvanın aynı akide, aynı inanç, aynı duygu ve düşüncedeki adaylarla kurulması önemli bir esastır.
DİNDARLIK VE İBADETLERLE İLGİLİ KONULAR
Bir kimse inançlı olduğu hâlde düzenli namaz kılmıyor veya ara sıra kılıyorsa, orucu bazen tutuyor bazen tutmuyorsa… vb. bu konularda bir şey sorulduğunda doğruyu söylemek daha uygundur.
AĞIR RUHSAL, BEDENSEL VE MALİ SORUNLAR
- Kişinin davranışlarını, günlük ilişkilerini, evlilik hayatını ve aile hayatındaki tutumlarını önemli ölçüde etkileyen ağır bedensel ve ruhsal bozukluklar karşı tarafa anlatılmalıdır.
- Evlilik öncesi yaşanmış bitmiş mali problemlerin paylaşılması önem arz etmekle birlikte özellikle devam eden ağır mali problemlerin anlatılması zaruridir.
ŞAHSİ KARAKTER VE MİZAÇLA İLGİLİ KONULAR
Tanışma döneminde bu ihtiyari bir konudur. Büyük bir liste yaparak işe başlamak yerine tedricilik içinde konulara değinmek daha isabetli olur. Dolayısıyla esas olan, kişinin kendisini ne olduğundan daha üstün göstermesi ne de gereğinden fazla kötülemesidir. Ölçü, dürüstlük ve dengeli bir yaklaşım olmalıdır.
HUKUKİ AÇIDAN SUÇA BULAŞMIŞ OLMA DURUMU
Suç işleyerek ceza almış, hapse girmiş çıkmış birinin bunu eş adayına anlatması gerekir. Adaylardan herhangi biri suça bulaştığından dolayı yargılanmış veya hapse girmişse diğer adayın bunu bilme hakkı vardır. Çünkü bu sıradan bir hadise değildir. Suçlu cezasını çekmiş olsa bile gizlediği takdirde sonradan duyulması eşler arası güveni zedeleyebilecek, evliliği etkileyebilecek bir potansiyele sahiptir.
Netice olarak: Evlilik önemli bir bağdır. Bu bağın sahih şekilde kurulması için doğruluk, dürüstlük ve açıklık esastır. Tarafların birbirlerini yanıltmaları ve evlilik kararını etkileyebilecek önemli hususları gizlemeleri caiz değildir.