Soru Detayı: Bir kimse büyük bir günahı işlemeyi alışkanlık haline getirmişse ve bu günahı bırakma niyetinde ise hangi yolu izlemek daha doğru olur: Bu günahı kademeli olarak azalta azalta sonunda tamamen bırakmaya mı çalışmak, yoksa birden terk etmeye mi çalışmak?
Öncelikle “alışkanlık”tan kastımız günahı tekrar tekrar işliyor olmak mı yoksa günahın bağımlılık yapmış olması mıdır?
Alışkanlık ve bağımlılığın farkını açıklayarak başlayalım:
Eğer kişi, iradesini kullanarak günaha girme isteğini engelleyebiliyor ve ben bu işi bugün yapmayacağım dediğinde kararını uygulayabiliyorsa buna alışkanlık diyelim.
İradesi yetmiyor, günahtan kaçınmak istese de kendisini engelleyemiyor ve adeta günaha sürükleniyorsa buna bağımlılık diyelim. Yani inançlarına, iradesine ters, hatta kendisine zarar veriyor olduğu halde vazgeçemiyor. Bağımlılar, vazgeçme kararı aldığı zaman iradesi yenik düşer ve bağımlılık kişiyi o günaha iterek kendisine güvenini de kaybettirir.
Eğer günah -günahın ne olduğu belirtilmediği için ihtimalli yazmak zorunlu oluyor- bağımlılık yapmış ise bu durum tövbe ile birlikte ayrıca tedavi gerektirir ve mutlaka tedavi yoluna başvurmak lazımdır ki kişi tövbesinin gereğini yerine getirebilsin. Bu durumu, ‘Tedavi yoluna başvurmak tövbenin bir parçasıdır.’ cümlesi ile daha net ifade edebiliriz.
Günah alışkanlığı varsa ve o günah işlendiğinde vicdanda rahatsızlık meydana getiriyorsa burada inanç-amel çatışması kendisini alenen göstermektedir. Bu çatışmayı yaşayan kişi iradesi ile inancını destekler, günahtan vazgeçme kararlılığı manasına gelen tövbesini, Allah Azze ve Celle’nin yardımını da isteyerek, aczini itiraf edip, Allah Azze ve Celle’nin inayetine sığınırsa, alışkanlık haline getirdiği günahı terk etmeyi başarabilir.
Fakat burada sadece günahtan duyulan pişmanlığın başarılı bir tövbe için yeterli olamayacağını da hatırlamak ve bahse konu günahın alışkanlık haline gelme sebeplerini, aşağıda bazı örneklerini verdiğimiz gibi netleştirmek gerekir:
- Arkadaş çevresi mi o günahı işleyip devam etmenin sebebidir?
- Yaşanılan yer veya çalışma ortamında mı o günah, sıradan ve herkesin yaptığı normal bir şey olarak işleniyor? Ya da ortamın baskısı insanları çok ağır günahlara ve o günahlarda devama sevk ediyor?
- Yoksa kişi inançlı birisi değildi ve günah-sevap düşüncesi taşımıyordu.. ya da inancı vardı fakat ameli ve amellerin günah olanları hakkında bilgisi yoktu.. şimdi inançlı birisi oldu.. amellerin bazılarının günah bazılarının da sevap olduğunu öğrendi de bundan sonra salih ameller işleyen, günahlardan sakınan hakiki bir mü’min ve Müslüman olmak mı istiyor?
Eğer durum üçüncü şıkka uyuyorsa işlenen günahlar hemen terk edilir. Hayat salih ameller ile süslenerek gerçek anlamına kavuşturulur. Böyleleri için Allah (celle celâluhû), eski hayatlarında alışkanlık haline getirdikleri günahlarına tövbe edip, onların yerine salih ameller işlemelerinin mükâfatı olarak eski seyyiatlarını hasenata çevirecek imkanlar verir. (Furkan sûresi, 25/70)
Eğer günah alışkanlığının sebebi ortam ise tövbenin başarıya ulaşabilmesi için bazan ortamı değiştirmek şart olabilir. Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem), doksan dokuz adam öldürmüş bir seri katilin, bulunduğu bölgeden uzaklaşmak sureti ile tövbesinde başarılı olabildiğine dair hadis-i şerifleri bu mevzunun önemini çok net anlatır. (Buharî, Enbiya 54)
Eğer günah alışkanlığının sebebi arkadaşlar ise o arkadaşlardan uzaklaşıp, müttaki insanlarla arkadaşlık yapmak gerekir. Mahkeme-i kübra’da bazı insanların
“Ah ne olurdu, falanı dost edinmese idim!” (Furkan sûresi, 25/28)
diyerek dövünmeleri, kötü arkadaşın tesiri ile günahlara hatta küfre ve şirke girme tehlikesinin büyüklüğünü gösterir.
Sonuç olarak eğer günah bağımlılık yapmış ise kademeli olarak kurtulmak söz konusu olabilir. Alkol gibi bağımlılık yapan bir maddenin kullanımının kademeli olarak yasaklanmış olmasını bu konuda hatırlayabiliriz.
Eğer bağımlılık durumu yok ise fark edildiği anda günaha istiğfar edip uzaklaşmak gerekir.
Hamdullah Öztürk