Peygamberimizin (sas) İffeti

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Kelime olarak, caiz olmayan, kişinin şeref ve izzetine yakışmayan hâl ve fiillerden uzak durma, kötülük ve çirkinliklerden kaçınma ve kendini koruma anlamına gelir.

En başta iffet deyince daha çok insanın namusu ve iffeti akla gelir. Evet, erkek ve kadının, kendilerini zinadan korumaları ve bakmak, dokunmak, düşünmek, düşündürmek, tahrik etmek gibi zinaya götürücü hal ve hareketlerden sakınmaları da bir iffet halidir. Kur’an, bu tür iffetle alakalı bazı ölçüler verir:

“Evlenme (imkânı) bulamayanlar, Allah kendi lütfundan onları varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.”(1)

Hassasiyet adına da şöyle buyurur: “Evlenme ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, ziynetlerini (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin (dış) elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Ancak iffetli davranmaları kendileri için daha hayırlıdır.” (2)

Fakat iffet kelimesinin manası, sadece namus meselesiyle sınırlı değildir. Ayet ve hadislerden anladığımız kadarıyla, ihtiyaç içinde dahi olsa kimseden bir şey istememek, başkasının malına göz dikmemek, fırsat olduğu halde, elindeki başkasına ait maldan faydalanmayı düşünmemek, saygısız konuşmamak, ihtiyacını hissettirmemek, dilenmemek ve seçici olmadan rast gele yememek de birer iffet ifadesi olarak değerlendirilmiştir.

Mesela, bir ayet-i kerimede şöyle buyrulur: “Yapacağınız hayırlar; kendilerini Allah yoluna adamış, bu nedenle yeryüzünde kazanç için dolaşmayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız hayırları muhakkak Allah bilir.” (3)

Bütün bu halleri de içine alacak şekilde iffeti şöyle tarif edebiliriz: İffet, başkasına ait “şeyler” hususunda, insanın, organlarına ve hayaline sahip olması, başkasını da kendine ait şeyler hususunda tahrik etmemesidir.

İffet Abidesi Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)

İffetin bu geniş manasını biz bir hadisi şerifte daha veciz şekilde görüyoruz. Sahabe gelmiş ve Efendimizden bir şeyler istemişti. Efendimiz o fevkalade cömertliğiyle onlara istediklerini vermişti. Sonra yine istemişler, yine vermişti. Elinde verecek bir şey kalmayınca da şöyle buyurmuştu: “Yanımda bir mal olsa, bunu sizden ayrı olarak (kendim için) biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır (istemezse), Allah onu iffetli kılar. Kim istiğna gösterirse Allah da onu gani kılar. Kim sabırlı davranırsa Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır.” (4) Bu beyanlarında Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, hem cömertliği, hem de elindekiyle kanaat edip başkasından istememe ahlakını tavsiye etmiş oluyordu. Evet O aleyhi ekmelüttehaya Efendimiz, iffeti bütün yönleriyle kendinde yaşamış bir iffet abidesiydi. Günahların çokça işlendiği o cahiliye döneminde bile fevkalade hassas yaşamış ve bu yönüyle herkesin güvenini kazanmıştı. Kendi el emeğiyle geçinmiş, hayatının her karesini bir iffet abidesi olarak yaşamıştı.

Peygamberlik geldikten sonra da, O’nun bu tertemiz hali tamamen Allah’ın koruması altına alınmış, günlerdir aç kaldığı halde başkasından istemeyip sabrı tercih etmiştir. Genç ve görkemli haliyle, kendisinden yaşlı fakat çok vefalı bir kadınla yirmi küsur sene evli kalmış, kesinlikle bu dönemde ikinci bir kadınla evlenmeyi düşünmemiştir. Diğer hanımlarıyla, ancak birinci hanımı olan Hatice validemiz vefat ettikten sonra evlenmiştir. O sallallahu aleyhi ve sellem, hadisin ifadesiyle “çadırdaki bakire kızdan daha çok hayâ sahibi idi.” Bu hadiste Sahabi diyor ki, hoşlanmadığı bir şey görmüşse biz bunu O’nun yüz hatlarından hemen anlardık. (5)

İnsan bazen bir bakmada, bir dokunmada, bir öpmede, bir lokmada batabilir. Bunlarla, farkına varmadan bazı duygularını öldürebilir. İşte Efendimiz’den bu konuda da bir hoş misal: Bir kadının eline değme hususunda dahi çok titiz olan Efendimiz şu örnek tavrıyla bize bir ölçü vermektedir. Aişe validemiz anlatıyor: Bir kadın, perde gerisinden Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem’e eliyle bir mektup uzattı. Allah Resulü, elini derhal geri çekip: “Ne bileyim, bu el kadın eli midir, erkek eli midir?” buyurdu. Kadıncağız: “Kadın elidir!” deyince Hz. Peygamber (sav): “Sen kadın olsaydın, tırnaklarının rengini değiştirirdin” buyurdu. Bununla kına yakmayı kastetmişti.” (6)

Bu hassasiyettendir ki, Kur’an, Peygamber hanımı oldukları halde o pâk annelerimizle konuşma hakkında müminlere şu edep edalı ikazda bulunmuştu: “Eğer (müminlerin annelerinden) bir şey soracak veya isteyecek olursanız, onu perde arkasından isteyiniz! Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların kalpleri yönünden daha nezihtir.” (7)

Müslümanlara bu ölçüyü verirken, içinde edep ve iffet tüten Peygamber evindeki hanımlara da Kur’an şu ikazda bulunuyordu: “Ey Peygamber hanımları! Siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Takvâ sizin sıfatınız olduğuna göre, namahrem erkeklere hitab ederken tatlı ve cilveli bir eda ile konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan bir şahıs, şeytanî bir ümide kapılmasın. Ciddi, ölçülü konuşun!” (8)

Suizannın yollarını kapatıyordu

Kendisi oldukça hassas yaşayan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ümmetini de hassas yaşantıya davet ediyordu. Kendisinden hizmetçi istemeye gelen ciğer paresi kızı Hazreti Fatıma’ya hizmetçi yerine yapacağı bir duayı veriyor ve ümmetine her hususta olduğu gibi, bu konuda da rehberlik yapıyordu.

İtikafta olduğu bir gün, Safiyye Validemiz (radıyallahu anha) kendisini ziyarete gelmişti. Biraz oturduktan sonra da kendi hanesine gitmek üzere müsaade istemişti. Allah Resûlü de hanımını uğurlamak için onunla beraber dışarıya çıkmış ve henüz birkaç adım bile yürümemişlerdi ki, o esnada bir-iki sahabe hiç duraklamadan yanlarından uzaklaştılar. İki Cihan Serveri, derhal onları durdurdu, sonra da Safiyye Validemiz’in yüzünü açarak: “Bakın, bu benim hanımım Safiyye’dir” dedi. Sahâbe beyninden vurulmuş gibiydi. “Maazallah, Yâ Resûlallah! Senin hakkında nasıl kötü düşünülebilir ki?” dediler. Ancak, Allah Resûlü, her davranışıyla olduğu gibi bu davranışıyla da bir ders vermek istiyordu. Buyurdular ki: “Şeytan, sürekli insanın kan damarlarında dolaşır durur” (9)

Evet, sahabenin aklına kesinlikle kötü bir şey gelmezdi ama emniyet, merhamet ve iffet insanı Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, insan olmanın neticesi olarak ümmetinin içine bir şey düşer de bununla helak olurlar endişesiyle, davranışlarında yanlış anlaşılabilecek yerleri hemen izah ediyordu.

Son olarak bu mevzuyu, yine o kutlu beyanlardan biriyle bitirelim: “Siz bana altı mes’elede söz verin; ben de size cenneti tekeffül edeyim.”

1. “Konuşurken dosdoğru konuşun!”

2. “Va’dettiğinizi yerine getirin!”

3. “Emanette emin olun!”

4. “İffetli olun!” Irz ve namusunuzu koruyun; başkalarının ırz ve namusunu aynen kendi namusunuz gibi muhafaza edin!

5. “Gözlerinizi harama karşı kapayın!” Size ait olmayan şeylere bakmayın ve istifadesine mezun olmadığınız şeylere göz dikmeyin! (Çünkü, harama bakmak, kalbi ifsad eder. Bir kudsî hadîste şöyle buyrulur: “Harama bakmak şeytanın zehirli oklarından bir oktur. (Sizin irade yayınızdan çıkar ve kalbinize saplanır. Veya şeytana ait bu yay, sizin irade elinizdedir). Kim bana saygısından dolayı o bakışı terk ederse, onun kalbine öyle bir îman salarım ki, onun zevkini bütün kalbinde hisseder.” (10)

6. “Elinizi başkalarına zarar vermekten uzak tutun! ” Hiç kimseye ve hiçbir şekilde kötülük yapmayın!

Yabancı kültürlerin dört bir taraftan hücumuyla ölçülerimizin değiştiği, değerlerimizin alt üst olduğu günümüzde, bu türlü hassasiyete ne kadar da muhtacız!


1- Nûr Suresi, 24/33 2- Nûr Suresi, 24/60 3- Bakara Suresi, 2/273 4- Buharî, Zekat 50, Rikak 20; Müslim, Zekat 124 5- Buhari, Edeb 77, Menakıb 23; Müslim, Fedailu’n-Nebi 67 6- Ebû Dâvud, Tereccül 4; Nesâî, Zînet 18, 142 7- Ahzab Suresi, 33/53 8- Ahzab Suresi, 33/32 9- Buhârî, İ’tikâf: 8, 11, 18; Müslim, Selam: 23-25 10- Münzirî, et-Tergib ve’t-terhîb, 3/63

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

5|114|Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: "Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin!"
Sura 5