Cinsellik, karı-koca arasındaki ilişkilerin önemli bir parçasıdır. Bu yönüyle ikisinin de birbirine karşı sorumlulukları vardır. Cinsellik, insan fıtratının önemli bir yönü olması itibariyle de burada oluşacak bir boşluk, evlilik birliğini sarsacak boyutlara ulaşabilir. Özellikle eşlerin dışarıdan gözünün sakındırılması açısından da ayrı bir öneme sahiptir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:
قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ * وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Onlar için en güzeli, en nezihi budur. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini (haramdan) sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…” (Nur suresi, 30-31. ayetler)
Bir başka ayet-i kerimede de Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ
“O’nun rububiyetinin delil ve alametlerinden biri de, sizin için kendilerine sığınıp sükunete ereceğiniz eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet bağları kurmasıdır. Düşünenler için bunda pek çok ibretli hakikatler vardır.” (Rum suresi, 21. ayet)
Burada “kendilerine sığınıp sükunete ereceğiniz” şeklinde mealini verdiğimiz ifadeyi tefsir uleması, cinsel birlikteliği de içine alacak şekilde anlamışlardır. Yani evlilik birlikteliği, dışarıdan, gayrimeşru münasebetlerden insanı çekip alan bir korunaklı sera gibidir. İnsanın kötüye de kanalize olabilecek bazı hisleri bu şekilde sükunete erer.
Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) de bir hadislerinde şöyle buyururlar:
إِذَا الرَّجُلُ دَعَا زَوْجَتَهُ لِحَاجَتِهِ فَلْتَأْتِهِ وَإِنْ كَانَتْ عَلَى التَّنُّورِ
“Bir erkek, haceti için karısını çağırdığında, tandırın başında bile olsa (bırakıp) kocasına gelsin.” (Tirmizî, radâ 10).
Hadiste bunun kadının kocasına karşı vazifesi olarak ifade edilmesi, daha çok bunun erkek tarafından istenip kadın tarafından isteksizlik olması realitesine de dayanmaktadır. Şurası unutulmamalıdır ki bu konuda erkeğin hakkı olduğu gibi kadının da hakkı vardır. Erkeğin de bunu gözetmesi, hanımını takatinin üstünde buna zorlamaması gerekir. Belli ölçülerde, makul denecek seviyede bir cinsellik ise iki tarafın birbirine karşı haklarıdır. Bir hak olunca onun mukabilinde de bir sorumluluk vardır. Yani bu makul ölçüler içerisindeki cinselliğe rıza göstermek, her iki tarafın birbirine karşı bir sorumluluğudur. Bunun ölçüsü, periyodu gibi konuları eşler kendi aralarında konuşup anlaşabilirler. Taraflardan birinin isteksizliği ya da aşırı istekliliği gibi problemlerin yaşanması durumunda bir aile danışmanından yardım da alabilirler. Ancak bundan tamamen uzak durma, hususiyle de eşinin buna rağbeti varsa doğru da fıtri de değildir.