Soru Detayı: Yaşadığımız ülke itibari ile gerek çalışma ortamında gerek okul ortamında içki içilen mekanlara gitmek gerekebiliyor, içki içmesek bile içki içilen bir ortamda veya masada bulunmak zorunda kalabiliyoruz. Bunun ölçüsü ne olmalı? Zira bir hadis-i şerifte, içki içilen sofrada oturmak yasaklanıyor.
Evet, bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururlar:
“Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse asla içki içilen sofrada oturmasın.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/277; Dârimî, Sünen 2/1339)
Görüldüğü üzere bu hadis-i şerif, içki içilen bir sofrada oturmayı açık şekilde yasaklamaktadır. Hadiste dikkat çekilmek istenen, içki sofrasında oturmanın bizatihi kendisi olabilir, zira öyle bir ortamda bulunma, günaha çağrı manasına gelir. Aynı zamanda günah işlenen bir ortam, Allah’ın sevmediği, gazap ettiği bir ortamdır. Allah’a inanan bir kimse, Allah’ın sevmediği şeylerden uzak durmalıdır. Günaha meyletmesine sebebiyet verecek durumlardan da kaçınmalıdır. Zira hiç kimse nefsinden emin olamaz.
Hadiste menedilen şey, bu tür meclislerin konusu olan içki içilmesi de olabilir. Bu ikisi birbirine mâni de değildir. Yani hadiste, hem içki içme hem de içki içilmese bile o meclislerde bulunmanın yasaklanmış olması mümkündür. İçkinin haram olduğunu zaten biliyoruz. İçki meclisleri de bu haramı irtikap için kurulmuş meclislerdir.
Bununla birlikte, hadisin yasakladığı hususu, bu tür ortamlarda herhangi bir mazeret olmadan bulunmak, bulunmakla da kalmayıp günaha iştirak etmek veya en azından günahtan rahatsızlık duymamak olarak anlamak en kapsamlı anlayış olacaktır. Buradan hareketle şunu söyleyebiliriz:
İçkiden ve sair günahlardan uzak durduğumuz gibi, bu tür ortamlardan ya da fiziki ortam olmasa da günaha çağrı diyebileceğimiz zeminlerden, mevzulardan, konuşmalardan, online platformlardan… uzak durmalı. Herhangi bir mecburi durum oluşup oralara gitmek zorunda kaldığımızda, önce oraya gitmemenin bir yolu var mı onu değerlendirmeli. Eğer yoksa ve ortada hayati, mesleki, irşad ve tebliğ maksatlı vs. bir gereklilik söz konusu ise orada zaruret miktarı kalmalı, yani ne kadarlık bir kalma yeterli olacaksa o kadar kalıp çıkmalı. Orada bulunulan sürede de bir Müslümana yakışan şekilde davranılmalı. Daha sonraki durumlar için de ön almak adına, hassasiyetlerimizi iş/okul arkadaşlarımıza, idarecilerimize uygun bir dille anlatmalı.
Allah istikametten ayırmasın.