Kur’ân-ı Kerim nasıl çoğaltılmıştır?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Hz. Ebû Bekir zamanında toplanılan şekliyle Kur’ân, Hz. Ömer’in hilafeti boyunca ve Hz. Osman döneminin başlarına kadar aynen kalmıştır. Hz. Osman döneminde devletin sınırları genişlemiş, Medine’deki ashab tebliğ ve irşad amacıyla farklı yerlere dağılmıştı. Gidilen her beldede halk, oraya gelen sahabînin öğrettiği kıraati talim ediyordu. Mesela Kûfeliler Abdullah ibn-i Mes’ûd’un, Basralılar Ebû Musa el-Eş’ârî’nin, Şamlılar Übey ibn-i Ka’b’ın kıraatini öğreniyordu. Böylelikle bu beldeler arasında bazı kıraat farklılıkları meydana gelmişti. Çünkü Hz. Ebû Bekir döneminde yazılan Mushaf, yedi harf (lehçe) göz önünde bulundurularak, yani bazı kelimeler, lehçelere göre değişik telaffuzları gösterecek şekilde yazılmıştı. Çoğunlukla imlası aynı olduğu hâlde, telaffuzu farklı olabiliyordu.

Yeni Müslüman olan kimseler, diğer lehçeleri bilmediklerinden, öğrendikleri kıraatin, başka bir şekli uygulanamayan tek kıraat olduğuna inanıyorlardı. Bunun için de çeşitli tartışmalar meydana geliyor, birbirlerini tekfir edecek kadar korkunç olaylar cereyan ediyordu.

Bunun üzerine Hz. Osman, muhacirleri ve ensârı toplayarak, durumu onlarla istişare etti. Akabinde Hz. Hafsa’ya da haber göndererek, Hz. Ebû Bekir döneminde bir araya getirilen ve daha sonra Hz. Ömer tarafından kendisine bırakılan Mushaf’ı istedi. Hafsa da bu istek üzerine Mushaf’ı ona gönderdi. Hz. Osman; Zeyd ibn-i Sâbit, Saîd ibn-i el-Âs, Abdurrahman ibn-i el-Hâris ve Abdullah ibn-i Zübeyr’i çoğaltma işi ile görevlendirdi. Şayet bu hususta bir tereddüt meydana gelecek olursa, Kureyş imlasına göre yazmalarını da emretti.

Bu çoğaltma işi aslına tamamen uygun olarak gerçekleştirildikten sonra, asıl nüsha yeniden Hafsa’ya iade edildi. Çoğaltılanlar ise, ciltlenerek resmi, nihâi, değişmez birer nüsha olarak belli başlı İslâm başkentlerine gönderilmiştir. Bundan sonra bu resmi nüshalara uygunluk göstermeyen bütün nüshalar geçersiz sayılmıştır.

Yazılan bu mushaflar, camide okunarak Müslümanların ittifakına mazhar olmuş, biri Medine’de bırakılarak diğer üçü, o zamanın başlıca İslâm merkezleri olan Şam, Kûfe ve Basra’ya gönderilmiştir. Başka bir rivayete göre ise bu mushafların sayısı yedi olup, bunlar da Mekke, Bahreyn ve Yemene gönderilmiştir.

Doç. Dr. Muhittin Akgül

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

50|39|Artık onların söylediklerine sabret ve Güneş'in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbinin hamdiyle tespih et!
Sura 50