Kur’an’da zikredilenlerin dışında peygamber gelmiş midir?

Print this pageEmail this to someoneTweet about this on TwitterShare on Facebook0Share on Google+0

Peygamberlerin gelişi ve bazılarının isimlerinin bilinip bilinmeyişi geçmiş dönemlere ait tarihî bir silsileye göre olabileceği gibi, faziletleri nazara alınarak da zikredilmiş olabilirler. Fakat Cenâb-ı Allah, zikrettiği isimleri, gelip geçmiş bütün peygamberlerin getirdikleri esasları temsil edecek peygamberlerden seçmiştir. Mesela, bir peygamber vardır ki, kendisine has bir misyonu olmamış; Hz. Adem’in vahyinin gölgesinde vazifesini yapmıştır. Hz. Adem misali ortaya konunca onu zikretmeye gerek yoktur. Yani, Cenâb-ı Hakk umum peygamberlerin mesajını, câmi peygamberlerde toplamış; onları Efendimize (sallallahu aleyhi ve sellem) bir örnek olarak ortaya koymuştur. İster mesaj almaları, ister çektikleri çileler, isterse de Allah’la münasebetleri ve nezd-i ulûhiyetteki makamları açısından bazı hususiyetlerini nazara vererek örnek göstermiştir.

Yani, sayılarını net olarak söylemek zor olsa da binlerce peygamber arasından yirmi sekiz tanesi (daha doğrusu yirmi beştir; çünkü üçünün peygamber olup olmadığında ihtilaf vardır.) diğer peygamberleri temsil etme, insanlara ders verme ve örnek olma açısından yeterlidir. Yoksa, Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan hep peygamber isimleriyle dolardı ve aynı vak’aları durmadan tekrar ederdi.

Ayrıca, peygamberlerin neş’et ettikleri yerlere bakılırsa, Kur’ân’da, Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) bulunduğu çevrede yaşamış olan peygamberlerin zikredildiği görülür. O bölgedeki kavimler, atalarından duydukları için, o çevrede neş’et eden belli peygamberlerden haberdardılar. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de, kendisinin muhatap olduğu kavim açısından, oralara gelen peygamberleri bilmeliydi. Yakın atalarından Mekke civarına peygamber gelmemişti. Uzun zaman onlar Hz. İbrahim’den kalan dinle amel etmişlerdi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bi’setten (vahyin başlangıcından) önce Hz. İbrahim’in dininden kalan esaslar ile amel ediyordu. O devirde de namaz biliniyordu, hac biliniyordu; ama işin içine başka şeyler girmişti. Bazı çarpıklıklar vardı yapılan amellerde. İşte, Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) mesajının yadırganmaması için daha önceki misallerin hatırlatılması, bilinmesi gerekiyordu. Hz. Cafer, Necâşî karşısında “Niye garipsiyorsunuz; Hz. Musa, Hz. İsa gelmedi mi?” derken, “Bunlar bilinen şeylerdi, yadırganacak bir şey yok” mülâhazasıyla öyle diyordu.

Etiketler:

Bütün Sorular

Sitemizdeki bütün soruları aynı anda görmek isterseniz

Bir Ayet

2|125|Hatırla o zamanı ki, biz o evi insanlar için sevap kazanmaya yönelik bir toplantı yeri ve güvenli bir sığınak yaptık. Siz de İbrahim'in makamından bir dua/namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şu sözü ulaştırmıştık: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû-secde edenler için evimi temizleyin!"
Sura 2